Destansı hazan
gökyüzünde
incecik bir hilâl gibi
bekledi
dolunay perçemleriyle/
termosta/
yeşil çay yapraklarından Seylan çayı
porselen fincanlara dökülen
haramilerin kaçırdığı
incecik belli bir kızdı
baksan / düzgün rejimli bir su
iri kütüklerin kanolarla deltaya taşındığı
sürüklenirdi üstünde kara sevdalı bir dal
iğne ipliğe dönmüş o nâlân
işte geldik sonunda
şahâne
kızıl kestane ormanlarına
haykırır/
dökülen sararmış yapraklarıyla
bir uçtan bir uca o destansı hazan
Hediye Akdağ
(Sanat Olayı Dergisi,Sayı:57,Sayfa:52)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder